Cum. Kas 6th, 2026

SON TV / İSTANBUL

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihinde İstanbul’un Beykoz ilçesindeki çiftlik evinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmada önemli gelişmeler yaşandı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/8086 sayılı dosyası kapsamında, Denizolgun’un ölümünün şüpheli olduğuna yönelik iddialar üzerine başlatılan soruşturmada Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun hazırladığı mütalaa tamamlandı.

2 Kasım 2026 tarihli ve 7310 sayılı mütalaada, Denizolgun’un ölümünün yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucunda meydana geldiği oy birliğiyle değerlendirildi.

Ancak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, rapordaki bazı bulguların yeniden açıklanması ve ölüm nedeninin tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla 6 Kasım 2026 tarihinde Adli Tıp Kurumundan ek rapor talep etti.

MEZARI 10 YIL SONRA AÇILDI

Denizolgun’un ölümüne ilişkin iddiaların araştırılması amacıyla yürütülen soruşturmada, 19 Ağustos 2026 tarihinde feth-i kabir işlemi gerçekleştirildi.

Mezarın açılmasının ardından alınan doku ve diğer örnekler Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

Soruşturma kapsamında 2016 yılında düzenlenen otopsi raporları, otopsi fotoğrafları ve görüntü kayıtları, olay yeri inceleme tutanakları, tanık beyanları, toksikolojik analizler, histopatolojik inceleme sonuçları ve mezardan alınan yeni örnekler birlikte değerlendirildi.

ZEHİRLENMEYE İLİŞKİN TIBBİ DELİL BULUNAMADI

Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun değerlendirmesinde, Denizolgun’un vücudunda tespit edilen ağır metallerin ölüm meydana getirebilecek düzeyde olmadığı belirtildi.

Otopsi sırasında ve feth-i kabir sonrasında elde edilen örneklerde yapılan toksikolojik incelemelerde, zehirlenerek öldürüldüğünü gösteren tıbbi delile rastlanmadığı bildirildi.

Kurul, elde edilen bulguların zehirlenmeye bağlı ölüm ihtimalini tıbben desteklemediği yönünde görüş bildirdi.

BOĞULMA VE DARBA İLİŞKİN BULGU TESPİT EDİLMEDİ

Adli Tıp mütalaasında, Denizolgun’un dışarıdan fiziksel müdahaleyle öldürülmüş olabileceğine yönelik iddialar da değerlendirildi.

Bu kapsamda ağız ve burnun kapatılması, boyna bası uygulanması, göğüs bölgesine baskı yapılması ve başka bir travmatik müdahale ihtimalleri incelendi.

Kurul, söz konusu yöntemlerle ölüm meydana geldiğini gösteren tıbbi delil bulunmadığı sonucuna ulaştı.

Denizolgun’un göğüs bölgesindeki morlukların ise ölümden önceki 3 ila 14 günlük süreçte oluştuğu ve tek başına ölüme neden olabilecek nitelikte olmadığı değerlendirildi.

ÖLÜMÜN 6 EYLÜL’DE GERÇEKLEŞMİŞ OLABİLECEĞİ BELİRTİLDİ

Adli Tıp Kurumu, Denizolgun’un kesin ölüm zamanına ilişkin de değerlendirmede bulundu.

7 Eylül 2016 tarihinde çiftlik evinde ölü bulunan Denizolgun’un, kesin olmamakla birlikte 6 Eylül 2016 tarihinde hayatını kaybetmiş olabileceği belirtildi.

Böylece cesedin bulunduğu tarih ile ölümün gerçekleşmiş olabileceği tarih arasındaki farklılık da mütalaada yer aldı.

ÖLÜM NEDENİ BEYİN KANAMASI OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ

Adli Tıp Kurumu, otopsi bulguları ve histopatolojik incelemeler doğrultusunda Denizolgun’un ölüm nedenine ilişkin görüşünü açıkladı.

Mütalaada, Denizolgun’un yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalığının bulunduğu belirtilerek, beyin kanamasıyla uyumlu bulgular tespit edildiği kaydedildi.

Kurul, ölümün yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucunda gerçekleştiği yönünde oy birliğiyle görüş bildirdi.

BAŞSAVCILIK EK RAPOR TALEP ETTİ

Adli Tıp Kurumunun mütalaasının ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında yeni bir adım atıldı.

Başsavcılık, 6 Kasım 2026 tarihinde Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kuruluna yazı göndererek rapordaki bazı tespitlerin ayrıntılı biçimde açıklanmasını istedi.

Savcılık tarafından özellikle Denizolgun’un göğüs bölgesinde tespit edilen kanamaların ne zaman oluştuğu ve travmatik müdahaleye işaret edip etmediği soruldu.

Ağız ve burnun kapatılması, boyna bası uygulanması veya göğse baskı yapılması ihtimallerine ilişkin değerlendirmelerin de yeniden açıklanması talep edildi.

BAŞSAVCILIKTAN DİKKAT ÇEKEN SORULAR

Ek rapor talebinde, otopside bazı organlarda tespit edilen ileri düzeydeki ölüm sonrası doku bozulmasına rağmen mikroskobik bulguların nasıl değerlendirildiğinin açıklanması istendi.

Başsavcılık, Denizolgun’un göğüs bölgesindeki kanamaların dışarıdan uygulanan baskının sonucu olup olamayacağının araştırılmasını talep etti.

Ağız ve burnun kapatılması durumunda ağız içerisinde mutlaka bir yaralanma oluşmasının gerekip gerekmediği de Adli Tıp Kurumuna yöneltilen sorular arasında yer aldı.

Bunun yanında Denizolgun’un rahatsızlandığı sırada bulunarak tıbbi müdahale yapılması halinde hayatta kalmasının mümkün olup olmadığına ilişkin değerlendirme istendi.

Ölümün kolluk birimlerine geç bildirilmesinin cesetteki bozulmayı artırarak delillerin tespitini etkileyip etkilemediği de araştırılacak konular arasında yer aldı.

Başsavcılık ayrıca soruşturma dosyasında Denizolgun’a ait tıbbi belgelerin bulunmamasına rağmen yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalığı değerlendirmesinin hangi bulgulara dayandırıldığının açıklanmasını istedi.

Denizolgun’un kanında tespit edilen metoprolol etken maddesinin hangi hastalıkların ve tıbbi durumların tedavisinde kullanıldığının da değerlendirilmesi talep edildi.

Başsavcılık, bütün bu soruların ayrıntılı biçimde yanıtlanmasını ve dosyadaki bulgular dikkate alınarak ölüm nedenine ilişkin ek rapor hazırlanmasını istedi.

SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumunun ölüm nedenine ilişkin mütalaasına rağmen soruşturmanın tamamlanmadığını bildirdi.

Daha önce Denizolgun’un ölümüne ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda, bazı dış müdahale ihtimallerinin mevcut bulgularla kesin olarak dışlanamayacağı değerlendirilmişti.

Bu değerlendirme üzerine başlatılan soruşturma kapsamında çeşitli adli işlemler gerçekleştirilmişti.

Son Adli Tıp mütalaasında ölümün yüksek tansiyona bağlı beyin kanamasından kaynaklandığı belirtilirken, Başsavcılığın talep ettiği ek raporun dosyadaki tıbbi değerlendirmelerin açıklığa kavuşturulması açısından önem taşıdığı görülüyor.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ölüm olayına ilişkin soruşturması devam ediyor.

ETİKETLER:#ArifAhmetDenizolgun #BakırköyCumhuriyetBaşsavcılığı #AdliTıp #ŞüpheliÖlüm #SonTV

Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki şüpheli ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada Adli Tıp Kurumunun yeni mütalaası ortaya çıktı. Ölümün yüksek tansiyona bağlı beyin kanamasından kaynaklandığı değerlendirilirken, zehirlenme ve dış müdahaleye ilişkin tıbbi delil bulunmadığı bildirildi. Başsavcılık ise bazı tespitlerin açıklığa kavuşturulması amacıyla Adli Tıp Kurumundan ek rapor talep etti. Read More

By admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir