SON.TV/İSTANBUL
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’da hayatını kaybetmesinin ardından yürütülen ilk adli süreç ve dosya kapsamında yapılan işlemler, yaklaşık 10 yıl sonra yeniden inceleme konusu oldu.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen yeni soruşturmada elde edilen bulguların ardından Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun da geçmişte dosyada görev yapan yargı mensupları yönünden soruşturma başlattığı öğrenildi.
HSK İLK SORUŞTURMA SÜRECİNİ MERCEK ALTINA ALDI
HSK’nın incelemesinde, Denizolgun’un ölümünün ardından yürütülen adli süreçte görev alan yargı mensuplarının dosyadaki işlemlerinin ele alınacağı öğrenildi.
Kurul soruşturmasında, o dönem mevcut olan bilgi ve deliller karşısında gerekli araştırmaların yapılıp yapılmadığı, soruşturmanın yeterli şekilde yürütülüp yürütülmediği ve dosyanın sonuçlandırılmasına ilişkin işlemlerde herhangi bir ihmal veya disiplin sorumluluğu bulunup bulunmadığının araştırılması bekleniyor.
HSK soruşturmasının henüz devam etmesi nedeniyle herhangi bir yargı mensubu hakkında bu aşamada kesinleşmiş bir disiplin sorumluluğu veya yaptırım bulunmuyor.
19 AĞUSTOS’TA MEZARI AÇILDI
Denizolgun’un ölümüne ilişkin yeni adli süreç, yapılan şikâyetlerin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturmayla derinleşti.
Başsavcılığın talebi doğrultusunda Denizolgun’un gerçek ölüm nedeninin yeniden araştırılması amacıyla fethi kabir kararı alındı.
19 Ağustos 2026’da Karacaahmet Mezarlığı’nda gerçekleştirilen işlemde Denizolgun’un mezarı açıldı. Elde edilen örnekler yeniden adli incelemeye tabi tutulmak üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
25 AĞUSTOS TARİHLİ RAPORDA “ŞÜPHELİ ÖLÜM” DEĞERLENDİRMESİ
Soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından 25 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporu hazırlandı.
Raporda 2016’daki otopsiye ilişkin fotoğraf ve video kayıtları, Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık anlatımları, fethi kabir tutanağı ve dosyadaki diğer adli tıbbi belgeler değerlendirildi.
Bilirkişi değerlendirmesinde Denizolgun’un ölümünün “şüpheli” olduğu belirtilirken, ölüm nedeninin kesin olarak belirlenebilmesi için ek incelemelere ihtiyaç bulunduğu kaydedildi.
Rapordaki bulguların Denizolgun’un kesin olarak öldürüldüğü anlamına gelmediği, ölümün nedeni ve şeklinin devam eden adli ve adli tıbbi incelemeler sonucunda belirlenmesinin amaçlandığı dosyaya yansıdı.
ALİHAN KURİŞ VE DİĞER ŞÜPHELİLER HAKKINDA SORUŞTURMA
Bilirkişi değerlendirmesinin ardından soruşturmanın kapsamı genişletildi.
Alihan Kuriş ile dosyada yer alan diğer şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçu yönünden soruşturma yürütülmeye başlandı.
Kuriş ve diğer şüpheliler hakkındaki suçlamalar soruşturma aşamasında bulunurken, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor.
OTOPSİ KAYITLARI DA SORUŞTURMANIN KONUSU OLDU
Soruşturmanın önemli başlıklarından birini de Denizolgun’un 2016 yılındaki otopsisine ilişkin kayıtlar oluşturdu.
Savcılığın farklı tarihlerde istediği otopsi video kayıtlarına ilişkin önce kayıt bulunmadığı yönünde bildirimde bulunulduğu, daha sonra görüntülerin tespit edilerek soruşturma makamına gönderildiği belirlendi.
Bu gelişme üzerine ilgili Adli Tıp Kurumu görevlisi hakkında “resmi belgede sahtecilik” iddiası kapsamında soruşturma başlatıldı.
2016’da Denizolgun’un ölümünü “beyin kanamasına bağlı doğal ölüm” olarak değerlendiren raporda imzası bulunan doktorlar yönünden de adli süreç başlatıldı.
DOKTOR NURETTİN DEMİRKOL TUTUKLANDI
Dosyada daha önce tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan doktor Nurettin Demirkol hakkında da soruşturma yürütüldü.
Demirkol’un beyanları ile 2016’daki 155 ihbar kaydı, HTS verileri ve diğer tanık anlatımları arasında çelişkiler bulunduğu değerlendirilerek bu kez “yalan tanıklık” suçundan şüpheli sıfatıyla ifadesi alındı.
Tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen Demirkol, 4 Eylül 2026’da “yalan tanıklık” suçundan tutuklandı.
Demirkol hakkındaki suçlama da soruşturma aşamasında bulunuyor.
ADLİ SORUŞTURMA VE HSK SÜRECİ AYRI YÜRÜYOR
Denizolgun’un ölüm nedeninin ortaya çıkarılmasına yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın adli soruşturması devam ederken, HSK tarafından başlatılan süreç ise 2016’daki soruşturmada görev alan yargı mensuplarının mesleki ve disiplin sorumluluklarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik yürütülüyor.
HSK soruşturması sonucunda yargı mensupları yönünden herhangi bir disiplin sorumluluğu bulunup bulunmadığı yapılacak incelemelerin ardından ortaya çıkacak.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmasında ise Denizolgun’un ölüm nedeni ve şeklinin kesin biçimde belirlenmesine yönelik adli tıbbi incelemeler ile delil toplama işlemleri sürüyor.
ETİKETLER: #ArifAhmetDenizolgun #HSK #BakırköyCumhuriyetBaşsavcılığı #DenizolgunSoruşturması #FethiKabir #AdliTıp #AlihanKuriş #Yargı
Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin yaklaşık 10 yıl sonra yeniden yürütülen soruşturma yargı mensupları yönünden de yeni bir boyut kazandı. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK), ilk soruşturma sürecinde görev alan yargı mensuplarının işlemlerini mercek altına aldığı öğrenildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü adli soruşturmada ise 19 Ağustos’ta fethi kabir işlemi yapılmış, 25 Ağustos tarihli bilirkişi raporunda ölüm “şüpheli” olarak değerlendirilmişti. Read More
