En iyi hukuk rehberi

Ana Sayfa | Ekonomi | Hukuk Programları | Hukuk-Haber | Hukuk-Mizah | Linkler | Makaleler
MAKALE

YABANCI VE AZINLIK OKULLARININ TÜRK HUKUKUNDAKİ STATÜSÜ

Dr. Nuri YAŞAR

1. Yabancı Okulları ve Azınlık Okulları ayırımı ve bu okulların hukuki dayanakları

Ülkemizde, "Yabancılara ait okullar" denen "yabancı okullar" ve Türk vatandaşı olan "Azınlıklara ait okullar"dan oluşan "azınlık okulları" olmak üzere iki tür vardır. Osmanlı eğitim tarihi, ulusal kurumların oluşturulması yanında ayrıca İmparatorluğun yapısından ve içinde yaşanılan "en uzun yüz yılın" özelliklerinden kaynaklanan gelişmelerle doludur.

Bunlardan konumuz içinde kalan iki tip okul ayrıca "çok değişkenli" bir denklemin sonucunda ortaya çıkmıştır. Gerek "yabancı" gerekse "azınlık" okulları sadece Osmanlı İmparatorluğu ile "Düvel-i Muazzama" arasındaki siyasi mücadelenin hukuksal birer sonucu olmaktan öte, sosyolojik olarak da Osmanlı modernleşmesinin çok sayıdaki dinamiğinin değişik dini ve etnik cemaatler üzerinde yarattığı etkininde birer ürünüdürler.

Ancak, bu kurumların, olgusal varlığı Cizvitler açısından 16. yüzyıla, Kapuçinler açısından ise 17. yüzyıla kadar götürülebilir. Müslüman topluluklar üzerinde misyoner faaliyetlerde bulunmanın nafileliğini anlayan bu dini örgütler çabalarını Hıristiyan unsurlar üzerine yöneltmek zorunda kalınca, Osmanlı "millet sistemi"nin cemaatlere tanıdığı kolaylıklardan yararlanarak ve büyük ölçüde ruhsatsız olarak faaliyetlerine devam etmişlerdir. Ulusal bilinçlenme dolayısıyla balkanlardaki gayrimüslim unsurlar üzerinde bile etki kuramayan bu okullar, daha çok bu tür bir bilinçten uzak Hıristiyan Arap ve Ermeni toplulukları üzerinde etkili olmuşlardır.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız gelişmeler sonucunda denilebilir ki, "Azınlık" okulları İmparatorluğun yaşadığı siyasal-sosyolojik değişimin, "yabancı" okullar ise olgusal varlıklarına rağmen, hukuksal olarak tamamı ile ilk büyük savaşı doğuran uluslararası bir çatışmanın arkasından ortaya çıkan ve "Lozan Mektupları" mektupların yarattığı hukuksal belirsizliğin sonucudur. En doğru tanımlamayla "Yabancılara ait okullar"denebilecek bu okulların bir kısmı, "Lozan Mektupları" denen mektuplaşmalara muhatap olmuş olan İtalya, İngiltere ve Fransa’ya, bir kısmı Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ne son bir kısmı ise, "diğer Devletlere ait" bulunmaktadır. Lozan Antlaşmasında "yabancı" eğitim kurumlarından hiç bahsedilmemesine rağmen, Lozan Mektupları denen mektuplarla 30 Ekim 1918’en önce Osmanlı ülkesinde mevcut yabancı okulların imtiyaz ve garantilerinin devam edeceği bildirilmiş ve Türk Devleti bu mektuplara, Lozan Antlaşmasının bir maddesiymiş gibi bağlı kalmıştır.

"Lozan Mektuplarına muhatap ülkelere ait okullar", Lozan Andlaşması çerçevesinde yedi yıllık bir süre için geçerli mektupların geçerliliğini yitirmeleri ile hiç bir dayanağı kalmamış olmasına rağmen, Dışişleri Bakanlığınca, "Lozan mektupları hükümden düşmüş olmakla beraber tanınmaya devam edilmesi" gereği üzerinde ısrar edilmesiyle, artık "kazanılmış hak" söz konusu olmuştur. Bunlardan "mütekabiliyet" esasına göre de yararlanılamadığı, Dışişleri Bakanlığı'nın bu konuda hiç bir çabasının bulunmamasından ve yurt dışındaki işçilerimizin ve çocuklarının eğitim sorunlarından belli olmaktadır.

İkinci grubu oluşturan ABD’ye ait ve gerçekte misyoner kurumları tarafından kurulan öğretim kurumları ise, 1922 tarih ve 1718 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile "yenileri açılmamak" ve "mevzuata uymak" koşulu ile çalışmalarına devam edebileceklerdir.

Üçüncü grup olan "diğer ülkelere ait öğretim kurumları" ise, Avusturya, Almanya, İran ve Bulgaristan’a ait bulunmaktadır.

Şu halde, bugünkü durumu ile, ülkemizde toplam yedi yabancı ülkeye ait "yabancı okul" bulunmaktadır.

2. Yabancı Ve Azınlık Okullarına Hakim Esaslar

Yabancı okulları ve Azınlık okullarının başlı başına birer tez konusu olması gerekir. Ancak, bunları burada konumuzu ilgilendiren yanı, yani eğitim sistemimiz içinde işgal ettikleri yer itibarıyla kısaca ele alacağız. 18. Yüzyılın ortalarından başlayarak, 20. Yüzyılın başında gerçekleşen 1. Dünya Savaşı ile hukuken tamamlanan azınlıklar problemi, ülkemize bir istisnai paket olarak bu dönemden kalmıştır. Bugün bir çok ülkenin başına dert olan azınlıklar teorisi ve pratiği çok büyük ölçüde ülkemiz üzerinde yapılmıştır.

24.7.1923 tarihli Lozan Andlaşmasının 40 ve 41. maddeleri azınlık okullarına ilişkindir. Devletin okulu olarak değil de, Devlet karşısında Lozan Andlaşması ile garanti altına alınmış bulunan azınlık okulları, klasik anlamda özel okullardan faklı olarak, azınlık cemaatlerine ait bulunmaktadır. Böylece, bu okulların varlıkları, en başında, ilgili cemaatin fiilen ve hukuken varlığını sürdürüp sürdürmemesine bağlı bulunmaktadır. "Yabancı okullar" ülkemiz vatandaşı ya da kuruluşu olmayan yabancılara ait okulları anlatırken, "Azınlık okulları" ise adından da anlaşılacağı gibi, ülkemizde mevcut ve Lozan Andlaşması ile "azınlık statüsü"nde garanti altına alınmış bulunan, mensupları birer Türk vatandaşı olan Rum, Ermeni ve Yahudi Cemaatlerine, yani ülkemizde resmen tanınmış tek azınlık grubu olan gayrimüslimlere ait bulunmaktadırlar. Hukuksal dayanak ve çerçevesi itibarıyla Her iki okul türü de, artık tamamı ile uluslar arası hukukun konusudur.

Nitekim, 1982 Anayasası da eğitim alanında uluslararası yükümlülüklerin ifası ve özellikle yabancıların müktesep haklarının korunması açısından, eğitime hakkına ilişkin 42. maddenin 9. fıkrasının son cümlesinde: "(...)Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır". demektedir. Bundan azınlık okullarının kastedildiği açıktır.

3. Yabancı ve Azınlık Okullarının Faaliyeti

Açılması, genişletilmesi, devredilmesi ve kapatılması ve kimlerin devam edeceği özel kurallara bağlı bulunan, gerek "yabancılara" gerekse "azınlıklara" ait, okulların Anayasaya, yasalar ile bağlı olacakları açıktır. Bu bağlamda, "yabancı" ve "azınlık" okullarının müfredat programları Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmadıkça uygulanamaz ve bu okullar tarafından, "dışarıdan okul bitirme" imtihanları yapılamaz. Ayrıca, bu okulların bazı yöneticilerinin belirlenmesi de özellik göstermektedir.

İster "yabancılara" ister "azınlıklar"a ait olsun, bütün okullar, 625 sayılı ÖÖKK’ nun 2. maddesi uyarınca Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetimi altındadır. Bunların uluslararası hukuk çerçevesinde sahip oldukları güvenceye karşılık, ülkenin hukuk düzenine saygıları esastır.

Ancak, bunların eğitim özgürlüğünün evrensel standartlara uygun olarak verilmesine Türkiye’nin engel olması söz konusu olamaz. Diğer yandan, uluslararası hukukun kabul ettiği sınırlamaların getirilmesine engel olunmaması gerekir. ÖEKK’ nun 25. maddesine göre: "Bu kanunun yayımı tarihinde mevcut olup 23 Ağustos 1923 tarih ve 340 sayılı Kanuna bağlı Andlaşmanın 40 ve 41 inci maddeleriyle ilgisi bulunan okulların özellik göstermesi gereken hususları yönetmelikle tespit edilir.

Yönetmelik, ilgili memleketlerin bu konudaki mütekabil mevzuat ve uygulamaları dikkate alınmak suretiyle hazırlanır. Yönetmelikte belirtilmeyen hususlarda resmi okullar mevzuatı uygulanır. Bu okullarda yalnız Türk vatandaşlarının çocukları okuyabilirler.".

Özel okullar ve yabancı-azınlık okulları başlı başına birer tez konusu yapılmayı hak edecek derecede önemlidirler. Bu konunun en ince ayrıntıları ile incelenmesi, hem bu okulların gördüğü fonksiyonu, hem de ileride doğacak olan muhtemel sıkıntıları engellemeyi kolaylaştırabilir.

Yabancı okullar konusunda en temel sorunlardan biri, kanaatime göre,ülkemizin Yunanistan ile sorunlu ilişkilerine saplanarak, kendi koruması altındaki azınlıklara yapılan muameleyi haklı gösterme çabasına girmesi ve böylece bir çok temel hak ve özgürlüğü kendi geniş ve yüksek kültür zenginliğinden gelen bir güçle değil de kendisinden "endişe" duyan küçük bir ülkeyle olan ilişkilerine angaje olması ve böylece daha ileri bir örnek oluşturmaktan ve bunun yaratacağı politik kolaylıklardan yaralanacak olmaktan yoksun kalmasıdır. Oysa bugün aynı noktaya uluslararası hukukun gücü ve zorlaması gereği gelinmekte ancak bu gelişme de yaşanan acıları azaltmamaktadır. Bugün artık, hiç olmazsa Çocuk Hakları Sözleşmesi dolayısıyla daha da güçlenen eğitim alanının siyasi-diplomatik alandan olabildiğince uzaklaştırılması gereği vardır.

 
(X) (KHukA Dergisi Sayı:6, 2000)
Her hakkı saklıdır. Abchukuk ©2002- 2003