En iyi hukuk rehberi

Borsa | Hukuk Programları | Makaleler | Gerekli Adresler | Yararlı Linkler | Güncel Hukuk



                                                                              YARGIYA VESAYET*

                                                                                                                                       Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU

Çoğulcu ve çağdaş demokrasiler yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerine ve bu kuvvetler arasında da dengeli bir işbirliğine dayanır. Egemenlik yetkisini bizzat kullanan bu güçlerin, kuşkusuz sistem içerisinde örgütlenmelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak demokrasilerde yargı için, yasama organının yarattığı alan ve yürütme organının sağladığı olanaklar gözetildiğinde günümüzde, yargıç ve savcıların çalışma koşullarının iyileştirilmesi, tarafsızlık ve yargı bağımsızlığının sağlanabilmesi için, yargıç ve savcıların örgütlenme zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Dünyada ve ülkemizde yargıçların örgütlenebilmeleri konusu, Adalet Bakanlığı tarafından 24.9.2004 ve 29.9.2004 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen iki ayrı sempozyumda yabancı katılımcılarla birlikte tartışılmıştır.

BM’nin Milano’da 28.8-06.9.1985 tarihinde düzenlediği 7. Suç Kongresi’nde “Yargı Bağımsızlığının Temel İlkeleri” kabul edilmiş, BM İnsan Hakları Komisyonu’nun 23.4.2003 tarihli toplantısında da daha önce Hindistan’ın Bangalor kentinde taslağı hazırlanan ve Bangalor ilkeleri denilen “Bangalor Yargı Etiği İlkeleri” kabul edilmiştir. Bu metinlerde yargıçların tarafsızlık ve bağımsızlıklarının sağlanabilmesi ve geliştirilebilmesi için, gönüllülük esasına dayalı olarak örgütlenme hakkının tanınması ve sağlanması konuları da yer almıştır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 13.12.1994 tarihli toplantısında kabul ettiği R.94/12 sayılı tavsiye kararında da aynı düşünce dile getirilmiştir.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun 28.9-10.10.2003 tarihleri arasında ülkemize gerçekleştirdiği ziyaret sonrası düzenlediği raporda da, yargıçların mesleki birlikler oluşturabilmesi ve bu konudaki engellerin kaldırılması önerisinde bulunulmuştur.

Adalet Bakanlığı tarafından 2000 yılında hazırlanan ancak henüz üzerinde çalışıldığı anlaşılan “Türkiye Hakimler ve Savcılar Birliği” yasa taslağının içeriği de zaman geçtikçe netleşmekte, yargıçların çalışma koşullarının ve haklarının iyileştirilmesi, tarafsızlık ve bağımsızlıklarının sağlanması için öngörülen bu Birliğin, yargıyı vesayet altında tutmayı sağlayacağı ve ölü doğacağı gerçeği her geçen gün iyice günyüzüne çıkmaktadır.

Yargıçlar ve savcılar için bir kısım ülkelerde ayrı ayrı, bir kısım ülkelerde ise tek bir örgütlenme modeli uygulanmaktadır. Hazırlanan ancak içeriği bütünüyle ortaya da konulmayan taslakta;

·Yargıç ve savcıların örgütlenmeleri konusunda özel bir yasa çıkartılmaktadır.

·Yargıç ve savcıların aynı yapıda tek bir birlik çatısı altında örgütlenmeleri ve il’lerde de “odaların” kurulması benimsenmektedir.

·Birliğin Anayasa’nın 135. maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu biçiminde kurulması amaçlanmaktadır.

·Birliğin Adalet Bakanlığının idari ve mali denetimi yani vesayeti altında bulunması öngörülmektedir.

·Birlik bütçesi ile meslekten ayrılanların Birlik’le olan ilişkileri ise, bu sempozyumlarda açıklıkla ortaya konulmamış ve tartışmaya açılmamıştır.

Taslağın tek olumlu tarafı, yargıç ve savcıların örgütlenebilmeleri düşüncesinin kabul edilmesidir. Özel bir yasa ile düzenleme yapılması, yargının sistem içerisindeki konumu ile yasama ve yürütme karşısındaki durumu gözetildiğinde örgütlenme konusunda ayrı ve özel güvencelerin sağlandığı düşüncesini akla getirmektedir. Ancak bakıldığında özel ve ayrı bir yasanın, özel bir güvence değil, özel bir güvensizlik ürünü olarak karşımıza çıktığı; yargıçları Bakanlık gölgesinde tek bir birliğin çatısı altında toplayarak “idarenin kontrolündeki yapı” içerisinde tutmayı amaçladığı görülmektedir. Böylece yargı üzerinde idari ve mali denetim yani vesayet resmileştirilmektedir.
Özel ve yeni bir yasa, yeni sınırlama ve kısıtlama düşüncesini yaşama geçirmektedir. Dernek biçiminde örgütlenme yasağı olduğu gibi kalmaktadır.

Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, Anayasa’nın yürütme bölümünde ve “idari teşkilat” kapsamında düzenlenmiş olup; “Yargıçlar Birliği” bu kapsamda düzenlenmemeli, yargı bir biçimde “yürütme ve yönetime” bağlanmamalıdır.

Bu birliğe neden gerek duyulmuştur? Yargıçlar birliği ile özde amaçlanan, yargı bağımsızlığını savunmak ve yaşama geçirebilmek olduğuna göre, bu birlik neden Bakanlığa bağlanmaktadır? Amaçlanan sadece böyle bir örgütlenmenin yapıldığı izlenimi mi yaratmaktır? Yargı her şeye rağmen, yasama ve yürütme karşısında hala güç olarak varlığını koruduğundan; bu gücü bir biçimde kontrolde tutabilmek mi istenmektedir? Birlik yoluyla yargı tamamen vesayet altına mı alınmaktadır?

Ülkemizde Adalet Bakanı’nın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndaki (HSYK’daki) konumu tartışılırken, diğer ülkelerde Yüksek Kurul üyesi bile olmayan Adalet Bakanları’nın siyasetle olan bağları tartışma konusu edilmektedir. Bir yansıma olarak ülkemizde Adalet Bakanları, genel seçim öncesinde görevlerini tarafsız bakanlara terk etmektedirler. Bunun gerekçesi üzerinde durmak gerekmektedir. Ancak yine ülkemizde, yürütmenin yargı üzerinde olası etkilerinin bile gündeme gelemeyeceği bir modelin benimsenmesi gerekirken, yürütme organı içerisinde üstelik “hükümet sözcüsü” sıfatına sahip bir Adalet Bakanı’nın “bu konumuyla” HSYK’ye başkanlık yapması, bu durumun yürütmenin yargı üzerindeki etkisi bile artık tartışılmamaktadır. Böyle bir yapıda, üstelik Bakanlığa bağlı olan bir Birlik neler yapabilecektir? Hangi dönemde olursa olsun Bakanlık örgütü yanında saf tutmak dışında bir seçeneği olabilecek midir? Sonuçta Birlik yoluyla yargıçların “memurlaştırılmaları mı” sağlanacaktır?

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu modeli dışında örgütlenemeyen ve “Dernekler Yasası ile Yargıçlar ve Savcılar Yasasındaki” örgütlenme yasakları da devam eden yargı için, yukarıda belirtilen evrensel kuralların gereğinin yerine getirilmekte olduğu söylenemez. Rusya Yargıçlar Birliğinin Uluslararası Yargıçlar Birliğine yapmış olduğu üyelik başvurusunun, Rusya’daki birliğin vesayet altında olması ve benzeri gerekçelerle kabul edilmediği bilinmelidir.

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, “kamusal fonksiyonları nedeniyle” İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS’ın) örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddesi dışında kalmakta olup, bu sözleşme kuşkusuz tüm temel hakları kapsamına almamaktadır. Belki çıkartılacak yasa ile doğacak hukuka aykırılık İHAS’a dayalı olarak giderilemeyecektir ama Yargıçlar Birliği konusundaki düzenlemenin, artık diğer evrensel normların bir gereği olduğu unutulmamalıdır. Birliğin varlık nedeninin, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması olduğu hatırlanmalı ve bu Birliğe varlık nedenine aykırı görevler yüklenmemelidir.



*
Cumhuriyet Gazetesi’nin 03.11.2004 tarihli nüshasının ikinci sayfasında yayımlanmıştır.


© Abchukuk'ta yer alan çalışmaların telif hakları tamamen eser sahiplerine aittir. Bu çalışmalardan faydalanan konuklarımız, çalışmaların telif hakkı konusunda eser sahiplerinin tüm talep ve açıklamalarını kabul ettiklerini beyan ve taahhüt ederler. Hakları saklı tutulmuş eserler sahiplerinin izni olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, ilgili kişilerden izin alınmaksızın ticari amaçlarla kullanılamaz. Bu sayfalardan okuyucu olarak veya her ne suretle olsun yararlanan tüm konuklarımız, bu sayfalarda yer alan tüm yükümlülük ve talepleri kabul ettiklerini ve bunlara aykırı davranışlarının hukuki ve cezai sorumluluklarını doğuracağını anladıklarını kabul ve taahhüt ederler.

Her hakkı saklıdır. Abchukuk ©2001-2006