Mantıklı Hırsız

Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel'e sordu:
- Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin?
- Sahibi yok sanmiştum...
- Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın?
- Mezarluğun önine parketmiştu da...

Sarhoş

Alkollü araba kullanmaktan sanık adama hakim sorar:
- Yapılan kontrolde kanında aşırı derecede alkol bulunmuş. Bu durumda araba kullanmaya nasıl cesaret ettin?
İnanın hakim bey, sarhoşluktan bir adım bile atacak halim kalmamıştı.

Bektaşi

Bektaşinin birini ramazanda içki içtiği için yakapaça kadıya götürürler. Çakırkeyif Bektaşi'yi görür görmez kadı:
"Behey kafir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu? .." der.
"Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır"
diye karşılık verir Bektaşi.
Kadı:
"Bunun içine pamuk katarlar"
Bektaşi:
"Dünyada doğru adam mı kaldı, Şaraba da yarı yarıya su katıyorlar..."

Tutuklayın
- Komiser bey, beni tutuklayın. Karıma beş el ateş ettim.
- Öldü mü?
- Hayır, hiçbiri isabet etmedi.
- Öyleyse neden tutuklanmayı istiyorsun?
- Karım beni arıyor da...

Sarhoş Savunması

Süratli araba sürmek suçundan yargılanıyordu. Uzmanlar arabayı sürenin sarhoş olduğunu saptamışlardı.
Yargıç gerekli soruları sorduktan sonra adama:
"Uzmanlar arabayı sürerken sarhoş olduğunuzu söylüyorlar ne dersiniz?" diye sordu.
Adam güvenle:
"Hayır," diye karşı koydu. "Sarhoş değildim. Sadece her zamankinden biraz daha fazla içmiştim."
Bir süre düşündükten sonra yargıç:
"Bu itirazınız dikkate alınmıştır. Bu nedenle de sizi otuz gün yerine bir ay hapis cezasına mahkum ediyorum" dedi.

Bir Yer

Bektaşiyi, rica minnet camiye götürmüşler. Hoca başlamış anlatmaya:
-Bir yer vardır ki orada, zengin fakir ayrımı yoktur. Dertli giren neşeli olur.Oraya giren herkesin gönlü ferahtır. Bilin bakalım, burası neresidir?
Bektaşi yanıt vermiş:
-Neresi olacak, meyhane...

Güvensizlik
Büyük bir kaya soygunundan sonra çalıntı otomobille yol alan üç soyguncu, kent dışında otomobilden inip tarlalar arasında geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup oturdular. İçlerinden biri:
- Haydi sayalım artık, dedi. Kaç milyon kaldırdığımızı merak ediyorum.
İkincisi elini şöyle bir salladı:
- Yorgunluktan öldük yahu! Şimdi o kadar parayı saymakla ne diye uğraşalım. Yarın gazetelerde okur, biz de öğreniriz kaç milyon kaldırdığımızı.
Üçüncüsü öfkeyle yerinden fırladı:
- Deli misin be! Yarın her gazete ayrı bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz!

Hekim

Bektaşi'nin biri, kafayı çekmiş bir vaziyette eve sallana sallana giderken tanıdığı bir hekime rastlar ve sorar:
- Hekim efendi, sen değilmiydin, bana bir bardak şarabın insana güç verdiğini söyleyen?
Hekim:
- Evet, öyledir.
Bektaşi:
- Ne kuvveti? Ben bir bardak değil, on bardak içtim, ama gördüğün gibi, yine de ayakta duramıyorum.

Soba

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."

Karakolda
- Komiserim, izin verirseniz evimizi soyan hırsızla bir noktayı görüşmek istiyorum.
- Neymiş o?
- Karımın yatak odasından geçtiği halde karım uyanmamış. Bunu nasıl yaptığını bana da öğretmesini rica edeceğim.

Tanışma
Paris'te karşı kaldırıma geçmek için yeşil ışığın yanmasını bekleyen güzel kızın yanına yaklaşan delikanlı:
- Pardon matmazel, Georges Duval adında bir genç tanıyor musunuz?
- Hayır, ne yazık ki tanımıyorum.
Delikanlı gülümsedi:
- Öyleyse onunla tanışmak ister misiniz?

Pire

Karadenizli bir bilim adamı pirelerle deney yapıyor.Pireye
"sıçra" diyor, pire sıçrıyor; "zıpla" diyor, pire zıpliyor. Pirenin
kanatlarını koparıyor ve zıpla diyor.zıplıyor.
Rapor 1:Pire kanatları koparılmış olarak zıpladı.
Bu defa ayaklarını koparıyor ve "zıpla" diyor hareket yok.Bir
daha"zıpla" diyor yine hareket yok.ve adam yazıyor.
Rapor 2:Pirelerin ayakları kopunca kulakları duymuyor.

Uçak
Temel'le Cemal bir gün uçağa binmişler.Temel aşağı bakıp demiş ki:" Ula Cemal hakikaten insanlar buradan karınca gibi gözüküyor" demiş. Cemal'de "Ula salak Temel daha kalkmadık.Onlar zaten karınca" demiş.
Vites
Bir gün Temel kamyon alır.Fakat ehliyeti yoktur.Kendine bir şoför alıp yola çıkarlar.Bir kaç saat sonra komyondan garip sesler gelir.Şoför Temel'e komyonun vitesi kırıldı der: Temel sinirlenerek
-Tabiki kırulir yola çiktiğimizden beri habire vitesle oynayir duraysun. der.
Temel Avustralya’da

Temel avustralyaya devekuşu avlamaya seyahata çıkıyor.Orada malzemelerin hazırlayıp maceraya atılıyor. Bir virajı dönünce bakıyor 10,15 tane devekuşu.hemen arabayı durduruyor silahını doğrultuyor.devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarını kuma gömüyorlar.yani kendi akıillarınca saklanıyorlar.Temel etrafa bakıyor.ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
_ yahu nereye gitti bu hayvanlar?
Genç Kız
Genc kız dukkana girip sırnasık tezgahtara sordu:
-Su kurdelenin metresi kaca?
Tezgahtar yılıstı:
-Bir opucuk.
-Pekala 10 metre verin.
Tezgahtarın heyecanla sardıgı kurdele paketini aldıktan sonra,genc kız arkasında duran yaslı kadını isaret etti:
-Hesabı babaannem odeyecek.
Makinist
Bizim Temel bir trende makinist.Yine bir gun normal seferini yaparken raylarin uzerinde bir cocugun oturdugunu gorur.Birkac defa korna ile ikaz eder.Ama cocuk yerinden bile kipirdamaz. Temel dusunur "cocuga carpsam 1 kisi olecek , treni raydan cikarsam 400 kisi olecek." ve cocuga carpmaya karar verir. Ertesi gun gazetelerde bir haber "Tren kazasi 401 tane olu." Temel kazadan canli kurtulur ve Temele sorarlar "Nasil oldu?" Temel "iste boyle boyle oldu ve bende cocuga carpmaya karar verdim.Ama cocuk raydan cikti".
Temel Net

Temel iş için başvurmuş.
- Önce bilgi testinden geçmen gerek, demişler ve sormuşlar,
- Internet ne demektir?
- İşe ciremedum temektur
Temel Mevta

Temel ölmüş. Mezar taşında şunlar yazılıymış:
"Öleceğim dedum dedum
Inanmadunuz.
N'oldi?"

Hamsi
Temel Dursuna soruyor: -Ula Dursun sen oruclu iken kac hamsi yersun? Dursun: -Valla 100 tane yerum. Temel: -Olur mu ula ilk hamsiyi yediginde orucun bozulur, diger 99'u sayilmaz. Dursun bunu kafaya takiyor. O da yine yolda gordugu Idris'e soruyor: -Ula Idris sen oruclu iken kac hamsi yersun? Idris: -Valla 50 tane falan. Dursun: -Ula 100 tane yeseydun saa birsey anlatacaktum.is.
Altın
Temel bir gun bir hazine bulur ve bir tasın altına saklar. Millet anlamasın diye taşın üzerine "bu taşın altında kesinlikle hazine saklı değildir" yazar. Bir kac gun sonra idris oradan gecerken tası gorur yazıyı okur süphelenir taşı kaldırır altındaki hzaineyi bulur ve alır. Taşı tekrar yerine koyar ve taşın üstüne şu yazıyı yazar " Bu taşın altındaki altınları kesinlikle idris almamistur"
Tilki
Bir gün bir arslan ile tilki bir ağacın gölgesinde oturuyorlarmış.canları sıkılmaya başlamış.o sırada bir tavşan zıplaya zıplaya oradan geçiyormuş.tilkinin aklına hemen bir şeyler gelmiş ve arslana gel şu tavşanı dövelim bizim de canımızın sıkıntısı geçer demiş.arslan ama sebebi olmadan nasıl döveceğiz demiş, tilki senin niye şapkan yok deriz ve döveriz demiş.tavşanı çağırmışlar tilki tavşana senin niye şapkan yok demesi ile arslan ile tilkinin zavallı tavşanı dövmesi bir olmuş.ertesi gün bizim tilki ile arslan yine ağacın altında otururken tavşan oradan geçmek üzereymiş.tilki arslana bakarak gel şunu yine dövelim demiş.arslan bu sefer bahane ne olacak demiş tilki bakkala göndeririz bize bir paket sigara al deriz filitreli alırsa neden filitreli aldın filitresiz alırsa neden filitresiz aldın diye döveriz demiş.arslanın akına yatmış.tavşanı çağırmışlar tilki bize bakkaldan bir paket sigara al demiş tavşan ürkek bir sesle filitrelimi yoksa filitresiz mi diye sormuş.tilki arslana dönerek görüyormusun yine şapkası yok demiş .
Bar
Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor.'ulan' diyor
__Ben asağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
__Bana bir fvisku,,,,,yok böyle anlarlar
__Bana bir raki......'yok' diyor 'böyle de anlarlar'
__Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar...... Ve aşağıya iniyor Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
__Birader sen laz mısın?
Temel:___uuuy nasıl anladın diyor;
__burası resepsiyon bar karşıda,
Floş Ruayel
Temel bir dostunun evindeki poker partisine davet ediliyor.Soruyorlar kendisine.Poker bilmedigini soyluyor.Ev sahibi temeli yanina cekiyor:
__Bak Temel.Pokerde amac Aslari.Papazlari,Kizlari falan uyumlu olarak biriktirmeye calismaktir.Tum kagitlari Kupa Floşu keser. Temel meraak ediyor:
__Kupa floş ne demek oluyor?
__Kupa floş cok muthis bir eldir.Kupa 10,kupa vale,kupa kiz,kupa papaz ve kupa aisndan olusur.O eli bulana KARIMI BILE VERIRIM. Neyse geciyorlar bir masaya oyunu seyrederlerken birisinin isi cikiyor Yerine Temeli oturtuyorlar.Kagitlar dagitiliyor.Temel ilk karti aciyor Kupa as.ikinci,kupa kiz,kupa 10,kupa papaz veeee kupa vale. Birinci oyuncun nunda eli iyi olacak ki REST diyor. Ikinci PAS,ucuncu de PAS sira Temelde Temel ev sahibinin kulagina egilip soruyor:
__Ha senun kari hangisidur daa?
__Karsi masada oturan sarisin.. Temel dusunuyor veeee konusuyor:
__Bu da PAS....
Akıllı Şoför
Temel'le Dursun kamyona 6 metre yuksekliginde esya yuklemisler.Istanbula goturuyorlar.Giderken 100 metre ileride bir kopru gozlerine carpmis.kopru yuksekligi 4.50 m. belirtilmis.Temel arabayi kopruye 15 metre kala yavaslamis. Dursun etrafa bakmis.Temel'e:
--Temel gazla etrafta polis falan yok.
İshal
Simdi efendim bizim Karadenizli vatandaslarimizdan birisi (yani Temel) oldukca siddetli bir ishale yakalanmis ve hastaneye gitmis. Tabii ilk muyaneyi yapan doktor bakmis ve hemen dahiliye bolumune sevketmis. Is bu ya bizimki her nasilsa evraklar karisip dahiliye yerine psikiyatriye yatirilmis. O da ne oldugunu anlamamis ya.. Aradan soyle 1-2 hafta gecince sevki yapan doktor psikiyatri bolumunde bir arkadasini gormeye gitmis. Tam cikiyormus ki bizim Temel orada... - Yahu , demis. Sen ne ariyorsun burada. - Pilmeeeeem. Beni buraya yatirdilar - Eeeee... n'oldu? Ishalin gecti mi bari? - Yok canim. Ayni hizda devam ediyor. Ama artik kafama takmiyorum !
Kontrol
Temel universite sinavina girmis. Her soruda yazı-tura atarak cevapları vermis. Iki saat sonra ogrencilerin cogu sınav kagıdını verip salonu terk etmis, Temel hala yazı tura atiyor. Ogretmen gelmis basına dikilmis: - Temel hepsini yazi tura atıyorsun, hala bitiremedin mi? Temel: - Hocam bir saat once bitirdum. Simdi da cevaplarımı kontrol edeyrum!
Test
Adamın birinin elinde koltuk yayı, keman yayı, amortisor yayı gibi yaylar varmış. Bunları sırayla ısırıyormuş. Bunu gören arkadaşı meraklanıp ne yaptığını sormuş. Adam da yanıtlamış:
-Yayla lezzet testi.
Tek Asker

Manevra varmış.Temel elde tüfek yerde yatıyormuş.Komutan gelip sormuş :
-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel?
Temel cevaplamış.Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.Temel bunları da cevaplamış.
Komutan en sonunda :
-Ya düşman tepeden gelirse?deyince.
Temel dayanamamış ve :
-Habu memleketin tek askeru ben miyum komitanum daa!
Haber
Doktor hastasını telefonla arar ve hastasına bir kötü birde çok kötü haberi olduğunu söyler. Daha sonrada ilk önce hangisini söylememi istersiniz diye sorar. Hasta ilk önce kötü haberi duymak istediğini söyler. Doktor hastaya "Tahlillerinizi aldım ve ne yazık ki 24 saat ömrünüz kaldı." der. Hasta yıkılmıştır. Doktora sorar "Daha kötü haber ne olabilirki ?"
Doktor "Dünden beri sizi arıyorum ama telefonunuzu daha yeni düşürebildim."
Kızamık

Bey, telefonu açıp seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
-Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm...
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...
Nefertiti
Banu Alkan, eski arabasını satısa çıkarmıs. Araba piyasası zaten
durgun.250 bin kilometredeki külüstüre tek talip bile çıkmamıs..
Savas Ay'a yalvarmıs yakarmıs, "Bana yardım et, ne olur" diye
Dayananamıs Savas, "Sanayide su adrese git. Orda Ahmet ustaya benim
selamımı söyle.. O bu isleri bilir. Kilometre saatini 10 bin kilometreye
ayarlar."Banu gitmis Sanayi Çarsısı'na.. Ahmet usta'yı bulmus. Al takke verkülah,anlasmıslar. Ahmet usta, saati 10 bine ayarlamıs.
Aradan bir hafta geçmis.. Savas Ay, rastlamıs Banu'ya Akmerkez
otoparkında.. Bakmıs aynı külüstürden iniyor. "Ne o hala satamadın
mı?" diye sormus."Deli misin sen?" diye cevap vermis Banu.. "Daha 10 bin
kilometredeki arabamı satar mıyım ben?."

İyilik Meleği
Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses : 
-Binme, bu uçak düşecek! 
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş. 
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış : 
-Uçak düştü kurtulan olmadı! 
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında : 
-Binme bu trene, raydan çıkacak! 
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş : 
-Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı... 
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses : 
-Bu otobüse binme, freni patlayacak! 
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış : 
-Sen kimsin yahu? 
-Ben senin iyilik meleğinim! 
Adam iyice kızmış : 
-Ulan evlenirken neredeydin!